Aşağıda akan çılgın su, milyonlarca yılın işçisi. Ona hükmetmeye çalışan barajlarla dalga geçiyor sanki. Tepeleri aşan kartallarla akbabalar eşlik ediyor Colorado Nehri’ne. Beyazların bahşeder gibi Kızılderililere bıraktıkları kilometrekarelerce kuru, verimsiz toprağından yükselen çöl sıcağı yüzüme vuruyor. Barış için İngilizlerle masaya oturup imza atan, karşılığında hediye edilen battaniyelerin içine yerleştirilmiş çiçek virüsleri ile ölen uzun saçlı cesur Kızılderili savaşçıları düşünüyorum. Nereden bilebilirlerdi ki, dostluk duygularıyla sarındıkları battaniyenin ölüm örtüleri olacağını?
Kanyonu her saat ayrı ışıkla boyayan güneş ve o toprağın süzdüğü renkler karşısında hayranlık duyarken kızıl, sarı ya da siyah renkli yüzlere olan rahatsızlığı düşünüyorum mavi mavi, yeşil yeşil ışıldayan suya bakarak…
Colorado Nehri “Haydi!” diyor, “Haydi yeter bu kadar durduğun, geçmiş yakar içini, düş önüme de devam edelim!”
